Zengin Olmanın Yolları – Nasıl Zengin Olunur?

Türkiye’de dürüst bir şekilde çalışarak başarılı ya da zengin olmak mümkün mü?

Yazılarının altına yapılan yorumların yüzde onu genel olarak şu şekilde, sen Almanya’da yaşıyorsun, orada hayat kolay tabii ki yada Türkiyede karnımızı zor doyuruyoruz. Ne para biriktirmesi, ne yatırımı ve son olarak sadece kul hakkı yiyerek zengin olunur. Helal yoldan zengin olamazsın. Hayatınızın herhangi bir alanında başarılı olmak istiyorsanız bu sırrı ya da kuralı uygulamalısınız.

Ben kendim bu kuralı uygulayarak sadece 26 yaşındayken lise zamanındaki 2 büyük hayalimi gerçekleştirmeyi başardım. Bu hayallerin ne olduğunu ve size şimdi açıklayacağım kuralı uygulayarak nasıl başardığımı anlatacağım. Zenginliğin ve başarıların sırrı proaktif olmak. Lütfen bu kısmı dikkatle okuyun çünkü çoğu insanın hayallerini gerçekleştiremiyor olmasının nedeni proaktif olmamalarıdır. Proaktif, insanların ve aktif insanların arasındaki fark çok basit, reaktif insanlar adı üstünde reaksiyon gösteren insanlardır. Yani aktif olmaları için bir dış etken gereklidir. Mesela bir reaktif insan işiyle memnun değil. Kazandığı parayla memnun değil, sağlığıyla memnun değil ve ailesiyle memnun değil. Her gün bu memnuniyetsizliğinden dolayı sitem ve şikayet ediyor. Fakat hayatında hiçbir şey değiştirmiyor.

Ancak patronu işten atmakla tehdit ederse işini daha iyi yapmaya çalışır ve sadece zaten sevmediği işinden atılırsa yeni iş aramaya başlar. Para konusunda da ancak iyice sıkıntıya düşünce, tasarruf yapma ya da ek gelir elde etmeye çalışır. Sağlık konusunda ancak kalp krizi geçirdikten sonra sağlıklı beslenmeye ve spor yapmaya başlar ve aile konusunda ancak ailesi dağılma riskine girince aile hayatını düzeltmeye çalışır. Bu şekilde dış etkenlere aktif insanı aktif olmaya zorlamadı. Kısaca, bu insan tipi sitem ve şikayet etmeye devam eder ve hayatının düzelmesi için dıştan bir mucize bekler.

Albert einstein’ın bu tür reaktif insanların durumunu özetleyen çok güzel bir sözü var, aynı şeyi tekrar tekrar yapıp farklı sonuçlar beklemek ahmaklıktır.

Proaktif insan ise reaktif insanın tam tersidir. Eğer bir durumdan memnun değil ise ya da daha iyi bir durum hayal ediyorsa şikayet ederek zamanını boşa harcamak yerine proaktif bir şekilde durumunu düzeltmek için çalışır ve çabalar. Mesela şu anda asgari ücrete çalışıp hem işinden hem de maaşından memnun değil ise kendini geliştirip daha çok sevdiği bir iş bulmaya çalışır, ya da ek gelir elde edip daha çok para kazanmayı dener. Sağlık konusunda da kalp krizi geçirmeden spor yapmaya başlar ve sağlıklı beslenir. Eğer siz şu anda asgari ücretle çalışıyorsanız ve paranız yetmiyorsa durumunu düzeltmek için 2 alternatifiniz var.

Bir tasarruf yaparak giderlerinizi düşürmek.

2 ek gelir elde edip daha çok para kazanmak.

Zengin Olmanın Yolları   Nasıl Zengin Olunur?Hatta en etkili yol 2 yöntemi birden uygulamak. Evet katılıyorum dünya maalesef adaletli değil ve bazı insanlar bazılarından daha şanslılar, fakat oturup tüm gün boyunca dünyanın ne kadar adaletsiz olduğunu ve hayatın ne kadar zor olduğunu konuşursa hayatımızdaki problemler çözülecek mi?

Ben bu siteyi sizin daha güzel bir hayat yaşayabilmeniz ve hayallerinize adım adım yaklaşmanızda desteklemek için kurdum. O yüzden daima proaktif olmanız için sizi motive etmeye çalışacağım. Bu konuyu da hallettiğimize göre şimdi gelelim Türkiye’de hayatın çok zor olduğu ve bu yüzden kendi emeğiyle başarılı olmanın mümkün olmadığı iddialarına.

Şu anda dünyada 2 nokta bir milyar insanın yani neredeyse yaşayan her 3 insandan birinin günlük hane geliri 3 doların altında, hane geliri demek bir hanede yaşayan tüm ailenin bu parayla geçilmesi demektir. Günde 3 $ ayda 90 $ eder. Bu da şu anki kura göre 676 tl yapar ve dünyanın en fakir 70.000.0000 insanı şu anda günlük hane başı 1.9 $ ile yaşıyorlar. Ayrıca şu anda dünyada 2 nokta bir milyar insanın temiz suya erişimi yok. Yani temiz su içemiyor ve dünyada 780000000 insan şu anda okuma ve yazma bilmiyor ve son olarak şu anda 2020 yılında. 3 nokta bir milyar insanın internete erişimi yok. Bu saydığım insanların hepsi Türkiye deki hayat standardı ve imkanları için canlarını verirler di.

Şimdi şu soruyu sorabilirsiniz, peki Türkiyede her şey mükemmel mi? Kesinlikle değil, daha yürümemiz gereken çok uzun yollar var. Evet, bazı gelişmiş ülkelerde hayat standardı daha yüksek ve belki de imkanlar biraz daha iyi. Fakat Türkiye’deki yaşam standardı dünyadaki insanların yüzde 70 inden. Kesinlikle daha yüksek ve bireysel imkanlar çok daha iyi. Bu yüzden sadece daha gelişmiş ülkelere bakıp sitem etmek yerine, elimizdeki imkanların değerini bilip en iyi şekilde değerlendirmeye çalışmalıyız.

Türkiye gelişmekte olan bir ülke ve dinamik bir ekonomisi var. Her ne kadar kısa vadede ekonomik sorunlar yaşanacak olsa da orta ve uzun vadede Türkiye ekonomisi kesinlikle büyüyecek. Bu büyüme esnasında Türkiye’yi bazı trendler bekliyor. Bu değişimlere iktisadi bilim dünyasında mega trend deniliyor ve toplumsal hayata büyük etkileri oluyor. Ben almanya’da yaşıyorum ve bu değişimlerin çoğu almanya da etkisini gösterdi bile. Bu mega trendler kesinlikle her insana ek gelir ya da tamamen yeni kariyer yolları açıyorlar. Birkaç trendi kısaca saymak istiyorum.

Mesela dijitalleşme, mobilite, ekoloji, iletişim.

Bireyselleşme, bilgi toplulukları ve ekonomileri demografik değişim vs megatron etkiler hakkında ve bu değişimlere nasıl aktif şekilde katılım ek gelir elde edebileceğinize dair ayrı yazılar paylaşacağım. Buraya kadar anlattığım şeyleri kısaca özetlemek istiyorum. Proaktif insanlar sitem ve şikayet etmek yerine hayatlarını düzeltmek için proaktif bir şekilde çalışırlar.

Eğer hayatınızla memnun değilseniz ve bu durumu değiştirmek istiyorsanız. Proaktif olmaya mecbursunuz. Eğer hayatınızın herhangi bir yönüyle memnun değilseniz ve reaktif olmaya devam edip durumunu düzeltmek için hiçbir şey yapmazsanız durumunuz kesinlikle düzelmeyecek ve hatta büyük olasılıkla kötüleşecek ve aynı kalmayacak. Çünkü hızla değişen dünyada kendinizi geliştirmezseniz geride kalırsınız ve eğer kendinizi geliştirmeye ve daha çok çalışmaya hazırsanız şuanda ve özellikle önümüzdeki yıllarda Türkiye’de çok büyük imkanlar var.

Ben almanya da doğup büyüdüm ve almanya çok gelişmiş, zengin ve imkanlarla dolu bir ülke olmasına rağmen burada da birçok insan reaktif ve tüm gün şikayet ve sitem ediyorlar. Bu yüzden ben şu noktada eminim Türkiye’de ve aktif olup hayatlarını düzeltmeyi başaramayan insanlar, dünyanın hiçbir ülkesinde bunu başaramazlar. Bu tabii ki sadece fiziksel ve zihinsel yönden sağlıklı olan insanlar için geçerli. Şimdi gelelim benim kendi hayatımdan vereceğim örneğe.

Lisenin son yıllarında kendim için 2 hedef belirledim. Avustralya’da bir dönem okumak ya da yaşamak ve büyük bir bankanın yatırım ya da portföy yönetimi bölümünde çalışmak. Bu hedeflere ulaşmanın olasılığı istatistiklere göre çok düşüktü. Avustralya’da okumayı bir geçin almanya’da normal işçilerin yani akademisyen olmayan anne babanın çocuklarının üniversite okuma oranı yüzde 27.

Bunun üstüne bir de yabancı uyruklu olunca çok daha düşük haydi başladık diyelim. Üniversite Avustralya’da bir dönem okumanın tutarı yaklaşık 15000 € ile 25.000 € arası. Eğer ailen zengin değil ise bu paranın büyük bir kısmını kendiniz kazanmalısınız. Yani derslerin yanında çalışmalısınız, yani çoğu reaktif insanın pes edeceği ilk noktaya ulaştık bile. Neden annem babam zengin değil, neden yabancıyım ve bu ülke çok adaletsiz vs. Neyse ben üniversitede ekonomi okudum ve finans ve borsa alanlarında yoğunlaştım.

Bu bölümü okuyan neredeyse bütün gençlerin hayali bir gün büyük bir bankanın yatırım ya da portföy yönetimi bölümünde çalışabilmek. Bu bölümler borsaya en az 50.000.0000 € yatırıyorlar ve bu alanda çalışanların maaşları gayet yüksek. Haliyle birçok üniversite mezunu ve farklı alanlardan profesyonel insanlar bu alanda çalışmak istiyorlar. Ayrıca bu alandaki iş ilanları dijitalleşme ve yapay zeka gibi teknolojilerden dolayı baya bir düştü. Haliyle Almanya’da bu sektöre çoğunlukla zengin ailelerin özel üniversitelerde okuyan çocukları girebiliyorlar.

Benimde hayalim her zaman bu alanda çalışmaktı fakat bir durum tespiti yaptım ve şanslarım bence hiç iyi değildi. Bunların üstüne bir de türküm almanya ne kadar gelişmiş bir ülke olsa da belli bir seviyede hayatın bazı alanlarında dışlanıyor sunuz. Şu durumda 2 alternatifim vardı, bir şansım yok yalan dünya deyip sitem etmek. Yani reaktif olmak ya da 2 elimden geleni yapmak. Yani proaktif olmak.

Ben ikinci alternatifi seçtim ve kendim için şu hedefi koydum. Bu alanda o kadar iyi olacağım ki beni işe almamak bir banka açısından büyük bir aptallık olacak. Bu hedefle başladım öğrencilik hayatıma ve ilk yıllarda yaşadığım şehrin 150 km civarındaki bütün staj ilanlarına başvurdum. Ancak 2 sene sonra dördüncü temasların sonunda dünyaca ünlü ve büyük bir denetim şirketinde staja kabul edildim. O zamana kadar toplam yaklaşık 200 başvuru yollamışız. Staj için o şirkette o kadar iyi çalıştım ki bana iş teklif ettiler fakat ben hedefimin farklı olmasından dolayı reddettim.

Fakat çok iyi bir staj karnesi aldım. Bu karne ile Almanya’nın en büyük 30 şirketlerinden olan bir teknoloji Holding’in finans ve risk bölümüne bir senelik partime işe girdim. Yani hem okuyup iyi notlar aldım, hem de iyi bir şirkette çalışıp hem para hem de tecrübe kazandım. Bu şirketten ayrılıp başka bir tanınmış şirketin finans bölümü’nde bir sene daha partime çalıştım ve bundan sonra başka bir büyük şirketin dijital finans bölümünde 6 ay daha çalıştım.

Yani lisans eğitimimde haftada 30 la 40 saat. Ara sıra üniversitede okudum ve toplam 2 buçuk sene boyunca 3 büyük şirkette haftada 20 ile 25 saat arası part time çalıştım. Böylelikle aynı anda iş tecrübesini kazandım. Para kazandım ve lisans eğitimimi iyi bir notla bitirdim sadece bununla da kalmadı. Kazandığım parayla aslında profesyonel bankacıların ve borsacılardan katıldıkları Frankfurt borsası tarafından düzenlenen bir eğitime katıldım. Ve funchal modla ünvanını kazandım.

Sonra yüksek lisans eğitimime başladım ve ingilizcemi geliştirmek için kazandığın paralarla ve bu paranın bir kısmıyla borsada yaptığım karlarla ve devletten burs alarak Avustralya’da bir dönem okudum ve böylelikle ilk hayalimi gerçekleştirdim. Ayrıca üniversiteye başladığımdan itibaren her boş zaman bulduğunda borsa ve finans hakkında bulabildiğim bütün kitapları ve bilimsel makaleleri okudum ve bu konuda gerçekten uzmanlaştım. Kendime şu soruyu sordum, ben bu konuda gerçekten anlıyorum fakat ben bir iş başvurusunda bulununca nasıl başvurumu inceleyen kişiye bunu gösterebilirim.

Bu yüzden borsa hakkında Almanca bir blog açtım ve yaklaşık 40 yazıyı işledim. Kısa bir zaman sonra blogun 4500 takipçisi oldu. Evet, size şimdi elimden gelen her şeyi nasıl yaptığımı anlattım. Gelelim sonuca Avustralya dayken benim yaşadığım şehre 75 km uzakta olan büyük bir alman bankası. Borsa ve portföy yönetimi bölümü için part time bir işçi arıyormuş. Bu banka toplam 3 nokta 4 milyar euro’yu borsa yatırıyor. Bu kadar hazırlık yeter dedim ve başvuru yolladım ve tüm referansları ekledim. Blog yazılarının linklerini bile.

Almanya’ya döndükten sonra yaklaşık 30 dakikalık bir görüşme yaptık ve bu görüşmede hiçbir teknik soru sorulmadı ve görüşmenin sonunda iş teklifi aldım. Tabii ki kabul ettim ve başladım. İşe başladıktan sonra öğrendim ki bu pozisyona yüksek sayıda başvurular gelmiş. Bu yüzden patronuma nasıl sadece kısa bir görüşmeden sonra ve hiçbir teknik soru sormadan karar verebildiğini sordum. Seni seçmem için tüm bilgileri yazılarında ve daha önceki işyerinden aldığın karnelerin den görüşmeden önce aldık zaten dedi. Peki şanslı mıydım? Evet, kesinlikle yinede başka birisini işe alabilirlerdi. Ya da patronum yabancı düşmanı olup da bir Almanı işe alabilirdi. Fakat daha önce saydığım şeyleri yapmasaydım bu konuda şanslı olma ihtimalim bile olmayacaktı.

Uzak bir hedefi düşünün birçok insan bu hedefe ulaşmak istiyor. Fakat bazıları yarışa daha önde başlıyorlar. Geriden başlayanların 2 seçenekleri oluyor, bir şansım yok deyip başlamadan pes etmek ve 2 daha disiplinli ve daha hızlı koşmak.

Yarışa nereden başladığınız önemli değil. Şunu hiç unutmayın. Eğer disiplinli ve akıllı bir şekilde elinizden geldiği kadar hızlı koşarsanız, bir gün daha önceden başlayanlara yetişecek siniz ve onlara yetişince alıştığınız hızla devam ederseniz o ilk başta şanslı görünenleri geçeceksiniz ve aranız gittikçe açılacak. Her zaman her yerde yarışa sizden daha önde başlayanlar olacak. Yarışma nereden başladığınızı değiştiremezsiniz. Sizin elinizde olan tek şey kendi koşma hızınızı sizi bu yolda hayallerinize proaktif bir şekilde adım adım yaklaşmanız da desteklemek istiyorum. Kişisel finans, yatırım, borsa ve kişisel gelişim konuları hakkında yazılarımı kaçırmamak için bloğumu takip etmeyi unutmayınız.

Yorum Yaz

24 − 16 =