Faizsiz Ev Alma Sistemleri Güvenilir mi?

Faizsiz Ev Alma Sistemleri Güvenilir mi?

Uygun olarak işleyebilmesi için bu sistemde istisnalar da var. Fakat genel olarak yaygın olan uygulamada hem hukuki açıdan hem fıkhi açıdan çok problemler barındırıyor. Hayır ödemeden ev sahibi olun sloganıyla öne çıkan bazı firmalar var. Bu firmalar sadece katılım bedeli ve organizasyon bedeli alıyor.

Şimdi şöyle bir durum var buna Türkiye’de daha çok el birliği sistemi deniyor ve bu 1990lardan itibaren Türkiye de yaygınlaştı. Şu anda Türkiye’de bu tür yöntemle insanlara ev alım satım organizasyonu yaptığını ileri süren yirmiden fazla şirket oluştu son zamanlarda. Özellikle bir ara faizlerin yükselmesiyle insanlar bu alana kaydı. Toplumda bu alana rağbet gösterdi. Fakat dediğim gibi 90lardan beri bu sistem Türkiye’de var, ama o günden bugüne kadar bunu bir mevzuat oluşturulmadığı dolayısıyla ortada bir hukuki boşluk var. Bu konuyla ilgili bir bu bu açıdan bu hukuki boşluğun giderilmesi gerekir. Aksi halde daha önce örneklerinde gördüğümüz gibi birtakım yanlışlıklar da olabilir.

Tamam, bugüne kadar bu sistemde bir takım yanlışlık olmadı bu anlamda ama her türlü tehlikeyi hukuksal anlamda içinde barındırabilir. Bu konuda tedbirler alınmalı.

Faizsiz Ev Alma Sistemleri Güvenilir mi?Asıl soru, peki bu sistemle faizli sistem arasında bir fark var mı?

Yahut da faizsiz diğer sisteme uyuyor mu? Veya hutta bu sistem gerçekten anlatıldığı gibi özüne uygun şekilde işliyor mu meselesi. Burada şöyle bir durum var, bu işin teorisine göre bunun İslam’a fıkha uygun olarak işleyebilmesi için bu sistemin bu organizatör, şirket, vekil konumuyla kendisi kullanmalı.

Aynen portföy yönetim şirketlerinde olduğu gibi vekil olarak kullanmalı, insanların paralarını vekil sıfatıyla bugünkü hukukta inançlı mülkiyet esasına göre insanların adına açmış olduğu hesapta onlar adına yönetmeli. Dolayısıyla o hesaplarda biriken fonun bütün getirisi ve gideri, masrafları kazancı o hesap sahiplerine yansıtılmalı ama bugün ne oluyor, uygulamada ne var istisnalar da var. Fakat genel olarak yaygın olan uygulamada bu şirketler insanlardan parayı kendilerine borç olarak alıyor.

Aynen normal bankaların mevduat toplaması gibi, kendine borç olarak alıyor ve kendine borç olarak aldığı bu parayı borç aldığına göre hukuken o alınan parayı istediği gibi dilediği gibi kullanma, istifade etme, yatırıma, yönlendirmesine kendisi için imkan tanıyor. Dolayısıyla borç alıyor insanlardan bunu istediği gibi kendi lehine kullanabiliyor.

Artı birde organizasyon ücreti olarak ben buna vekalet ücreti alıyorum diyerek, ki aslında vekalet yok ortada. Hukuken vekalet ücreti adı altında bir organizasyon bedeli alıyor ve bu biriken fonları havuzda biriken fonları farklı amaçlarla kullanılabiliyor, değerlendiriliyorlar.

Onun için İslami fıkıh açısından çok büyük problemler barındıran bir yapı bu sistem, mevcut sistemin olması lazım işte ama az önce başta söylediğimiz gibi bir hukuksal yapısı oluşturulmalı. Tarafların hukuku pozisyonları eleştirilmeli. Muhasebe kayıtlarının hangi standartlara göre tutulacağı net olarak ortaya konulmalı ve o hukuksal yapı içerisinde bu işi faizli olarak yapmak isteyen varsa buyursun faizli yapsın ama faizsiz olarak yapmak istiyorsa onun sisteminde belli dediğim gibi vekil ve diğerleri de vekil olarak korunan malı bu şekilde yapıldığı takdirde ki yapılabilir. Dünyada örnekleri çok bir mahsuru kalmaz ama mevcut durum hem hukuki açıdan hem fıkhi açıdan çok problemler barındırıyor.

Yorum Yaz

75 − = 67