Ekonomik kriz ne zaman bitecek?

Ekonomi çöktü, enflasyon tavan yaptı ya da döviz değer kaybetti. Haberlerde hayatımızın birçok alanında ekonomi hakkında her gün yeni şeyler duyuyoruz. Bu konu hakkında bu kadar çok konuşulmasının nedeni, ekonomideki değişimlerin herkesin hayatını mutlak etkilemesidir. Bu yazıyı okuduktan sonra ekonominin ne olduğunu ve nasıl işlediğini anlayacaksınız ve şu anki ekonomik durumu ve gelecekteki değişimleri daha iyi analiz edip değerlendireceksiniz. Ayrıca size ekonomi hakkında en önemli bilgileri verdikten sonra ekonomik krizler için birkaç tavsiyelerim olacak. Konuya çok basit bir yerden başlayacağız ilk önce ekonomi terimini bir tanımlayalım. Ekonomi toplulukların ihtiyaçlarının karşılanmasını organize eden bir sistemdir. Bu sistem ürünlerin ve hizmetlerin çeşitli ekonomik aktörler tarafından üretimini, dağılımını, ticaretini ve tüketimini kapsıyor.

Bir ülkede genel olarak 4 önemli ekonomik aktör vardır. bir tüketiciler, 2 şirketler, 3 devlet ve devlet daireleri ve 4 bankalar ve merkez bankası, bu aktörlerin birbirleriyle çeşitli ilişkileri vardır. Mesela tüketiciler şirketlerin ürettikleri ürünleri satın alırlar fakat aynı zamanda bir tüketici genellikle bir şirkette çalışıp para kazanır, tüketiciler ve şirketler devlete vergi öderler. Bu vergi gelirleriyle devlet vatandaşları için altyapı ve sosyal hizmetler sunar. Merkez bankası ise bu motor gibi işleyen sistemin yakıtını üretir. Yani para basar. Bu yeni basılan paraların ekonomiye sürülmesinin birkaç yollarından biri normal şube bankaları dır. Mesela bir banka merkez bankasından yüzde 10 faiz oranı ile borçlana biliyorsa piyasaya yüzde 15 oranında bir faiz ile borç verip yüzde 5 oranında bir kere yapabilir. Tüketiciler, şirketler ve hatta devlet bile bankalardan borç alabilir. Tüketiciler bu parayı tüketim için ya da bireysel yatırımlar için kullanabilirler.

Ekonomik kriz ne zaman bitecek?Şirketler ve devletler ise genellikle yatırım amaçlı borçlananlar bir ekonominin büyüklüğü ve büyümesi gayri safi yurtiçi hasıla ile ölçülür. Bu ekonomik rakamı 3 farklı yoldan hesaplamak mümkündür. Bu üçyol üretim gelir ve son olarak gider yollardır. Ben size şimdi kısaca gayri safi yurtiçi hasılanın gider hesabına nasıl tespit edildiğini anlatacağım. Aslında bu hesap o kadar zor ya da karışık değil, bir yıllık tüketim harcamaları arttı. Yatırımlar artı devlet harcamaları artı net, ihracat, net ihracat ise ihracat eksi ithalatı ifade eder. Yani bir sene boyunca dışa satılan ürünlerin ve hizmetlerin değerinden dıştan satın alınan ürünlerin ve hizmetlerin değerini çıkaracaksınız. Kısacası size tanıtım ekonomik aktörlerin her alışverişinde ekonomi büyüyor. bir ülkedeki ekonomik aktiviteye belli bir kurumun çok büyük etkisi var.

Bu kurum merkez bankası dır, merkez bankası mesela ekonomideki faiz oranını belirler. Eğer faizler düşük olursa borçlanma yükselir ve ekonomideki tüketim ve yatırımlar çoğalır. Şimdi süper o zaman merkez bankaları neden faizleri çok düşük seviyede tutup ekonominin büyümesini sağlamıyor diyebilirsiniz, ilk bakışta çok mantıklı gözüken bu fikir gerçekte çok büyük problemlere yol açabiliyor. Çok düşük bir faiz oranı borçlanma ve ekonomideki para miktarını ciddi bir şekilde artmasına neden oluyor. Fakat ekonomideki üretimin aynı şekilde yükselmemesi büyük sorunlara neden olabiliyor. Eğer bir ekonomide para miktarı üretimden daha hızlı yükselirse. Enflasyon oranıda yükselmeye başlar. Mesela bir ülkede yıllık televizyon üretimi 100 binden sadece 110 bine yükselirken, para miktarı 500 binden 2 milyona yükselirse televizyonlara talep ciddi bir şekilde artar ve televizyon fiyatları yükselir.

Faizler uzun bir süre düşük seviyelerde kalınca, birçok ürünlerin ve hizmetlerin fiyatları bu yüzden yükselir. Bu fiyat artışlarına da enflasyon denilir. Haberlerde 2 çeşit enflasyon rakamıyla karşılaşıyoruz, bir tüfe ve 2 üfe üretici fiyatları endeksinin kısaltması ve üretime söz konusu olan malların fiyatını ölçüyor.

Biz tüketicileri daha çok ilgilendiren rakam tüketici fiyat endeksi nedir?

Normal bir vatandaşın ihtiyaçlarını temsil eden ürünlerden ve hizmetlerden bir sepet oluşturuyor ve her ay bu sepeti türk lirası ile satın almak için ne kadar para harcamak gerektiği tespit ediliyor. Bu rakamın yükseliş oranı enflasyon oranı oluyor. Şu anda tüfe sepetinde 407 ürün ve hizmet bulunuyor. Tabiki her insanın tüketim alışkanlıkları farklı olduğu için kendi harcama oranlarının bu sepetin oluşumundan tamamen farklı olabilir.

Fakat tüfe enflasyon oranı bence Türkiye’deki tüketici fiyatlarının gelişimini çok iyi temsil ediyor. Üfe ve tüfe rakamları türk istatistik kurumu tarafından her ay tespit edilip açıklanıyor. Tüfe enflasyonunun yüksek olmasından kısa vadede en çok tüketiciler zarar görüyor ve uzun vadede ekonomiye de çok zararı oluyor. Fiyatlar uzun bir süre ciddi bir şekilde yükselirse tüketim azalır ve ekonomik küçülmeye başlar.

Bu anlattığım nedenlerden dolayı dünyanın birçok ülkesinde merkez bankaları bağımsızdırlar. Eğer bir ülkede para politikasında iktidar sorumlu olursa seçimler yaklaşınca faizleri ciddi bir şekilde düşürür ve böylelikle seçim arifesinde kısa vadede ekonomik durumu düzeltir. Tabii ki uzun vadede büyük problemler yaratmak pahasına merkez bankaları bağımsız değilken aylık yüzde binlik enflasyon yaşayan ülkeler var.

Geçmişte mesela 1923 yılının ekim ayında. Almanya’da yüzde 295.25 oranında bir enflasyon yaşandı. Bu demektir ki mesela bir tl ye aldığınız bir ürünün fiyatı 30 gün içerisinde 295 tl ye yükseliyor. Peki tam tersi olsa süper olmaz mı? Yani mesela fiyatlarının düşmesinin ekonomiye nasıl bir etkisi olabilir? İlk bakışta tüketiciler için süper bir durum gibi gözüküyor. Düşünsenize, her markete gittiğinizde daha düşük fiyatlar buluyorsunuz. Fiyatların düşmesine deflasyon deniliyor. Böyle bir durumda tüketiciler fiyatların düşüşünün devam ettiğini bekledikleri için paralarını harcamaya başlarlar ve bu da ekonominin küçülmesine neden olur.

Yani sonuç olarak yüksek bir enflasyon ya da yüksek bir deflasyon 2 senaryoda bir ülkenin ekonomisine zarar veriyor. Türkiye gibi gelişmekte olan ülkelerin merkez bankaları yaklaşık yüzde beşlik bir enflasyon hedefliyorlar. Ve almanya gibi gelişmiş ülkeler ise yüzde ikilik bir enflasyon oranı hedefliyorlar. Enflasyon oranları, bir ülkenin parasının kendi sınırları içindeki alım gücünü ölçüyor. Fakat mesela türk lirasının başka para birimlerine karşı da bir değeri vardır. Bu değer uluslararası döviz piyasalarında arz ve talebe göre oluşuyor.

Global döviz piyasasında günlük işlem hacmi 5.000.000 dolardan fazla. Türk lirasının başka para birimlerine karşı kurunu etkileyen birçok faktör var sizlere şimdi kısaca birkaç önemli etkeni tanıtmak istiyorum. İlk faktör merkez banka faizi, bu faiz oranının yüksek olması ya da yükselmesi türk lirasının piyasadaki miktarını azaltır ve mesela euro miktarı sabit kalırsa tl euroya karşı değer kazanır. Ayrıca Türkiye’deki faiz oranı yükselince. Dıştan Türkiye’ye para girer ve yabancı yatırımcılar kendi dövizlerini bu yüksek faizlerden faydalanabilmek için türk lirasına çevirdiler.

Böylelikle global piyasada türk lirasına talep artar ve bu yüzden türk lirası değer kazanır. Türk lirasının değerini etkileyen başka önemli bir faktör Türkiye’deki tüketimidir. Türkiye’de yaşayan insanlar türk lirasını alışverişleri için kullanıyorlar ve bir ülkenin kendi vatandaşları ülkenin kendi para birimi için en garantili talep kaynağıdır. Türk lirasının ikinci büyük talep kaynağı ise Türkiye’den ürünler ve hizmetler satın alan dış ülkelerdir. Bir ülkenin dışarıya mal satmasına ihracat, dıştan mal almasına ise ithalat denilir. Bir ülkenin ithalatının ihracatından daha yüksek olmasına cari açık denilir, bir ülkenin dış ticaret cari açık vermesi bu ülkenin para birimini etkiler, çünkü eğer bir ülkenin cari açığı varsa bu ülkenin ekonomisinden çıkan paranın miktarı giren paradan daha yüksektir.

Yani bu ülke kazandığından daha çok para harcıyor diyebilirsiniz ve bu da çoğunlukla borç alarak mümkün oluyor. 2020 yılında türk lirasının bu kadar çok değer kaybetmiş olmasının en önemli nedenlerinden biri de Türkiye’nin cari açığı dır. 2019 yılında Türkiye dünyanın dördüncü büyük cari açığını verdi. Ayrıca bir ülkenin para biriminin değerini başka ülkelerin politikaları da etkiliyor. Türk lirasının 2020 yılında bu kadar ciddi bir değer kaybı yaşamasının başka önemli bir nedeni amerikan merkez bankası’nın faizleri yükselmesidir. Gelişmiş ülkeler faizleri düşürürse gelişmekte olan ülkelere para akışı yükselir. Fakat gelişmiş ülkeler faizleri yükselttiler ise gelişmekte olan ülkelerden ciddi bir boyutta para çıkışı yaşanır.

Böylelikle bu gelişmekte olan ülkelerin para birimleri değer kaybeder ve eğer bu gelişmekte olan ülkelerin bir de cari açıkları varsa değer kaybı daha kuvvetli olur. Gördüğünüz gibi bir ülkenin döviz kurunun gelişimi birçok faktörlere bağlı ve döviz kurları piyasanın bu faktörlere dair beklentilerine göre oluyorlar. Türkiye ekonomisi 2020 yılında durulmaya başladı ve bütün dünyada 2020 ve 2021 yılları için, global ekonomik kriz beklentileri var, ekonomi dalgalanarak gelişir ve ben şimdi size bu dalgalanmanın nasıl ve neden oluştuğunu kısa ve basit bir şekilde anlatmak istiyorum.

Bir ülkeyi düşününüz ekonomisi ne büyüyor nede küçülüyor. Yazının başında tanıttığım en önemli 4 ekonomik aktörü tabikide bu örnekte unutmamalıyız. Ekonomiyi canlandırmak için merkez bankası faizleri düşürüyor. Tüketiciler daha çok borç alıp daha çok tüketmeye başlıyorlar. Haliyle şirketler daha çok para kazanıyorlar ve ürünlerine talep arttığı için yeni fabrikalar kuruyorlar ve işe yeni eleman alıyorlar. Böylelikle ekonomideki tüketicilerin sayısı ve alım gücü artıyor. Şirketler daha çok para kazanıyorlar. Daha çok eleman işe alıyorlar. Bu yüzden tüketim daha da çok artıyor vs. Böylelikle kendini güçlendiren ve hızlandıran bir ekonomik döngü oluşuyor. Ve ekonomi büyüyor.

Bu kalkınma esnasında şirketler ve tüketiciler borç stoklarını yükseltiyorlar ve gayrimenkul ve menkul yatırım araçlarının fiyatları ciddi bir şekilde yükseliyor. Belli bir zaman sonra işsizlik oranı çok düşük seviyelere ulaşıyor ve şirketler liyakatlı eleman bulmakta zorlanıyorlar. Bu aşamada işçilerin maaşları ciddi bir şekilde yükseliyor ve şirketlerin giderleri de bu yüzden artıyor. Bu giderleri şirketler ürünlerin fiyatlarına yansıtıyorlar ve ürünlerin fiyatları yükseliyor. Ayrıca ciddi bir şekilde artan talepten dolayı birçok fabrika maksimum üretim kapasitelerine ulaşıp yeni fabrikalar kurmak zorunda kalıyorlar. Bu yatırımlar şirketlerin giderlerini daha çok artırıyor ve fiyatlar daha çok yükseliyor.

Bu fiyat artışları artık tüketimdeki patlamaları durduruyor. Tüketimdeki artışlardan dolayı yeni yatırımlar yapıp üretimi artıran şirketler. Zarar yapmaya başlıyorlar ve yeni işe aldıkları işçileri tazminatlar ödeyerek işten çıkartıyorlar, işsizlik oranı artıyor ve tüketim düşüyor. Borçlanıp mesela gayrimenkul yatırım yapıp şimdi de işini kaybeden tüketiciler borçlarını ödeyemiyor. İpotekli olan bu gayrimenkuller satışa çıkarılıyor ve gayrimenkul fiyatları düşmeye başlıyor. Verdikleri borçları geriye alamayan bankalar, yeni borçlar vermekten çekinmeye başlıyorlar, tüketim ve yatırımlar daha çok azalmaya başlıyor. Daha çok insanlar işini kaybediyor, tüketim daha çok azalıyor ve ilk şirketler yüksek borçlarından dolayı iflas ediyorlar. Bu aşamada negatif ekonomik döngü oluşuyor ve ekonomik krize giriyor. Tabii ki yeni ekonomik kalkınma devri başlayana kadar ekonomik kalkınma ve krizler çeşitli nedenlerden dolayı oluşabilir.

Fakat ekonomik dalgalanmalar her zaman yaşandı. Ve gelecekte de yaşanacaktır. Nedenler ve nedenlerin sıralaması değişebilir. Kısacası ekonomik krizler gayet doğal bir şeydir. Ekonomi tarihini araştırırsanız ortalama her 5 ile 10 sene arası neredeyse her ülkede ekonomik kriz yaşandığını görebilirsiniz. Ekonomik krizlerde en çok zarar gören insanlar aşırı şekilde borç alıp akıllı yatırımlar yapmayan insanlar dır, hatta kalkınma dönemlerinde akıllı yatırımlar yapıp küçük bir sermaye oluşturan akıllı yatırımcılar için krizler büyük finansal fırsatlardır. Çünkü krizlerde gayrimenkullerin ve menkullerin fiyatları ciddi bir şekilde düşüyorlar. Şimdi lütfen yorumlara ülke batıyor, millet aç ve sen bundan faydalanmayı düşünüyorsun yazmayınız, ekonomik krizler hep yaşandı ve gelecekte de yaşanacak.

Bunu önlemek hiç kimsenin elinde değil. Elimizde olan tek şey, kendi finansal durumumuzu kırılgan olmaktan koruyup kriz geldiğinde perişan olmak yerine ortaya çıkan yatırım imkanlarından faydalanabilmek, zengin insanların çok pahalı danışmanları var ve krizlerden en çok zarar gören kesim normal vatandaşlar dır işte tam bu yüzden bu siteyi kurdum.

Niyetim elimden geldiği kadar size paranın, ekonominin, finansın püf noktalarını ve sırlarını öğretmektir. Başka bir yazıda ekonomik krizlerden nasıl korunulacağına dair birkaç tavsiyeleri olacak. Ancak aslında ekonomi hakkında anlatmak istediğim birkaç önemli konu daha var fakat onlara da değinirsem bu yazı çok uzun olacak. Bu yüzden geri kalanını başka bir yazıya bırakalım, bir dahaki yazıda görüşmek dileği ile.

Yorum Yaz

18 − = 14